Ekrem İmamoğlu, Kanal İstanbul'un sonunun geldiğini ve yapılmayacağını ifade etti. İBB ve İzmit Belediyesi'nin hayata geçirdiği ‘Afet Odaklı Sosyal Konut’ projesinin temelinin atılacağı araziyi ziyaret eden İmamoğlu, burada yaptığı konuşmada Erdoğan’ın, Kanal İstanbul hakkındaki sözlerine karşılık verdi. Sema Ergenekon’un kaleminin Ali Bilgin’in rejisiyle buluştuğu Yargı dizisi, sezon finaliyle pazar akşamı saat 20.00’de Kanal D’de. Devamını Göster Projeye göre kanalın uzunluğu 40-45 km; genişliği yüzeyde 275 m, tabanda ise yaklaşık 125 m olacak. Suyun derinliği 25 m olacak. Kanal İstanbul’un üzerinden geçecek 6 köprü ile kara ve demiryolu ulaşımı sağlanacak. Yabani hayvanların geçişi için de ayrıca 6 köprü inşa edilecek. Şalgam Suyunun Sağlığa Faydaları. Her gün düzenli olarak şalgam suyu içmenin bir çok yararı vardır. Bunlardan bazıları şunlardır; Şalgam suyu, vücudun karaciğer ve mesane problemleri ile romatizma gibi hastalıklarla mücadele etmesine yardımcı olan yüksek konsantrasyonlu besin maddelerine sahiptir. Çevreve Şehircilik Bakanlığı, Kanal İstanbul projesinin yeni animasyonunu paylaştı. CNN TÜRK YOUTUBE KANALINA ABONE OL https://bit.ly/2LzuZ1H TÜM PROGRAM QgpwF. 2 Bir kere çevreye çok büyük zararı var. ÇED raporuna da inanmıyorum zaten. Faydası yok, zararı; Kanal İstanbul'u bol bol peşkeş için kullanacaklar; İşte Kanal İstanbul’un rant haritası Çevreye zararı var dedik. Harcanacak para ile milyon kat daha faydalı şeyler yapılabilir Bir faydası yok. okurbaabana haklı, Montrç Boğazlar Sözleşmesi -her ne kadar bozulmaz denilse bile- bozuluyor. Şu an aklıma gelenler bunlar, gelen olursa devam ederim. Çok saçma sapan bir proje. Seçim hazırlığı. 3 Montrö Boğazlar Sözleşmesi'nin düşürülmesi ihtimali doğacak ve Türkiye o ihtimali kendi lehince çevirecekse yapılmalı ama öbür türlü USA'nın Karadeniz'e gemi sokması dışında bir yararı olmaz ki bu kabul edilemez, yapılırsa 2. bir 6. Filo olayı çıkar diyeceğim de şuanki halk susar, savunacaklar bile çıkar hatta. 4 Ali Güngör hocamızın Twitter'da dediği gibi, "Marmara denizinde az önce gerçekleşen deprem, bize İstanbul Kanalı gibi saçma maceralara koşmak yerine İstanbul'da depreme karşı hazırlık yapmamız gerektiğini hatırlatıyor. " Gereksiz bir proje. Kanal yaparsak faydadan çok zararı olacak. 5 Yararı mı yoksa daha çok zararı mı olur bilemiyorum. Ama bence şuan odaklanmamız gereken bir proje değil. Türkiye'nin önceliğini işsizlik gibi sorunlara yöneltmesi gerekiyor. 6 Gerekli olduğunu düşünmüyorum. Yapılması için gerekli olmalı bence. Tek bildiğim İstanbul'daki otobüslerde yayınlanan reklamın aksine depreme etkisi olmaz. 7 TerabyteForever hocam harbiden ya, madem o kadar para var, İstanbul'da binaları sağlamlaştırsalar ya? 8 Her şeyi geçiyorum da, olası büyük bir depremde, kanal ile boğazın arasında kalacak olan adada yaşayanlar, nasıl oradan tahliye edilecekler? Onlara yardım nasıl ulaşacak? Bunlar çok endişe verici geliyor bana. 9 Utku Oktay umurlarında değil. Amaç para sadece. Sen ölsen ne, ölmesen ne! 10 Kesinlikle yapılmamalıdır. Merak ediyorum; destekledikleri siyasetçiler 2. kanal lazımdır, diyene kadar tek bir insan böyle bir kanal ihtiyacı hissediyor muydu? Kanal İstanbul Projesi, yerleşim alanları, tarihi ve arkeolojik değerler, sosyo-ekonomi, kentsel gelişim gibi hukuksal ve siyasal düzenlemeler açısından pek çok kez gündeme geldi. Ancak Kanal İstanbul tüm bu etkilerin yanı sıra ormanlar, korunan bölgeler ve tarım alanları dâhil olmak üzere bölgenin doğal alanlarında çok ciddi bir tahribat yaratacaktır. Geçtiğimiz hafta ÇED süreci kapsamında İnceleme Değerlendirme Komisyonu toplantısı yapılan Kanal İstanbul Projesi, yerleşim alanları, tarihi ve arkeolojik değerler, sosyo-ekonomi, kentsel gelişim gibi hukuksal ve siyasal düzenlemeler açısından pek çok kez gündeme geldi. Ancak Kanal İstanbul tüm bu etkilerin yanı sıra ormanlar, korunan bölgeler ve tarım alanları dâhil olmak üzere bölgenin doğal alanlarında çok ciddi bir tahribat yaratacaktır. WWF-Türkiye Doğal Hayatı Koruma Vakfı olarak ÇED raporunda bu etkilere karşı alınacak önlemlere yeterince değinilmediği görüşündeyiz. Ülkemizin önde gelen akademisyenlerinin katkıları ile hazırlanan ve 2018 yılında güncellenen “Ya Kanal Ya İstanbul Kanal İstanbul Projesinin Ekolojik, Sosyal ve Ekonomik Değerlendirmesi” başlıklı raporumuz güncelliğini korumaktadır. Raporun amacı, konuyla ilgilenen taraflara, öngörülmesi gereken riskler hakkında bilgi vermek ve kamuoyunda şeffaf bir tartışma zemini yaratmaktır. Bu kapsamda söz konusu raporumuzun gündeme getirdiği doğa koruma açısından en önemli noktaları kamuoyuna tekrar hatırlatmak istiyoruz. Kanal İstanbul Projesi, yalnız devasa bir yatırım değil aynı zamanda yüzyıllara dayanan geçmişinde bugüne kadar İstanbul doğasının karşı karşıya kaldığı en büyük mühendislik operasyonu olacaktır. Bu noktada öncelikle, Karadeniz, Boğazlar, Marmara ve Kuzey Ege gibi geniş bir coğrafyada çok boyutlu etkileri muhtemel böyle bir projenin “ne pahasına” hayata geçeceği sorusunu sormak gerekmektedir. Kanal İstanbul Projesini doğru değerlendirebilmek için Türk Boğazlar sisteminin nasıl işlediğini bilmek ve İstanbul denizlerinin kendine has dinamiklerini doğru anlamak gerekir. Küresel boyutlara sahip bu sistem hassas dengelerde çalışır. Bundan 12 bin yıl önce bir tatlı su gölü olan Karadeniz, zamanla suların yükselmesi sonucu taşarak Boğaz üzerinden Marmara’ya akmaya başlamıştır. İstanbul Boğazı’nın Karadeniz çıkışı Marmara çıkışından 30 cm daha yüksektir ve her gün yaklaşık 600 milyon metreküp su üst akıntılarla Marmara’ya doğu akarken, ters yönde ilerleyen alt akıntılar bunu dengelemektedir. Uzmanların dev bir havuza benzettiği Karadeniz’in tuzluluk oranı düşüktür. Tuna, Dinyeper ve Dinyester nehirleri bu havuzu tatlı suyla dolduran, İstanbul Boğazı ise boşaltan musluklardır. Akdeniz, yazın sıcağı ve kışın rüzgarları ile sürekli su kaybederken Karadeniz'in fazla suyu boğazlardan geçerek bu eksikliği tamamlar. Karadeniz'i besleyen kaynakların tatlı su olmasına karşın suyundaki tuzluluk, boğazların altından ilerleyen ters yöndeki akıntılardan kaynaklanmaktadır. Böyle bir durumda İstanbul Boğazı’na paralel 25 metre derinliğinde yeni bir kanal açmak, havuza giren suyu arttırmadan ikinci bir musluk açmak anlamına gelecektir. Uzmanlara göre, boyutları itibariyle Boğaz’da olduğu gibi Kanal içerisinde iki yönlü bir akıntı sistemi geliştirilemeyecek ve Karadeniz’in kirli suları Marmara’ya dolacaktır. Marmara Denizi’nde bol besinli üst tabaka can çekişen alt tabakaya baskı yapacak ve oksijen hızla azalacaktır. Oksijen bitince, Kanal kapatılsa bile, bir daha geri dönüş olmayacaktır. Oksijensizlik kimyasal dengeleri alt üst ederek, alt tabakadaki hidrojen sülfür yoğunluğunu hızla arttıracak ve sonuç olarak İstanbul lodos estiğinde dayanılmaz bir şekilde çürük yumurta kokusuna maruz kalacaktır. Zamanla Karadeniz’in de ekolojik yapısı bozulacaktır. Tuna Nehri’nin Karadeniz’i kirlettiğinden şikâyetçi olan Türkiye kendi eliyle yaptığı ikinci bir boğaz ile bu kirliliği kendi evinin içerisine, yani Marmara’ya taşınmış olacaktır. Bu durum Marmara’nın ölü bir denize dönüşmesi ile sonuçlanabilecektir. Ekteki raporda dile getirdiğimiz soru ve sorunların bilimsel düzeyde ve kamuoyunda geniş bir katılımla tartışılması ve yeniden değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. “Ya Kanal Ya İstanbul Kanal İstanbul Projesinin Ekolojik, Sosyal ve Ekonomik Değerlendirmesi” raporuna aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir TAMAMINI OKU Ya Kanal Ya İstanbul Kanal İstanbul ihalesi için Resmi Gazete ile yasal düzenlemenin yapılmasının ardından Kanal İstanbul tartışması yeniden alevlendi. Özellikle de deprem riski iddiası büyük yankı uyandırdı. Kanal İstanbul'un faydaları ve zararları büyük tartışmalar yaratmaya devam ediyor. Kanal İstanbul projesi için ortaya atılan en büyük iddia ise Kanal İstanbul projesinin Büyük İstanbul Depremi için tetikleyici etki yaratacak olması iddiası olarak öne çıkıyor. Kanal İstanbul Çevre Felaketi Yaratacak Dev proje ile ilgili yaşanan en büyük tartışma ise projenin çevre felaketi etkisi yaratacak olması olarak gösteriliyor. Özellikle de yapılacak olan kazı çalışmalarının beklenen Büyük İstanbul Depremi için tetikleyici bir rol üstlenmesi olarak gösterilmesi. Yine proje için yapılan kazı çalışmalarında çıkacak olan harfiyatın taşınması için kullanılaacak olan binlerce kamyon, kesilecek ağaçlar ve oluşturulacak olan yapay kanal İstanbul'da ciddi iklim bozukluklarına yol açabilir iddiası da dikkat çekiyor. Kanal İstanbul'un Faydaları ve Zararları Nelerdir? Proje hakkında ortaya atılan en ciddi iddia deprem riski yaratacak olması. Konu hakkında açıklamada bulunan CHP Denizli milletvekili Gülizar Biçer Karaca proje hakkında "Projenin en yüksek kotu 140 metre. Güzergâh tesis edilirken hafriyat alımı sırasında ve sonrasında çalışma ortamındaki yükseklik farklarının yaratacağı eğim artışları nedeniyle, doğal zemin mukavemet dayanım özelliklerini kaybedebilecek. Doğal hali zarar gören zeminlerde depremlerle veya yoğun yağış ile birlikte şev-heyelan riskleri ortaya alanı birçok gömülü fay ile kesiliyor ve Kuzey Anadolu fay hattına en yakın uzaklığı 15 km ve en kuzeydeki bölümüne uzaklığı 60 km. Olası deprem ile birlikte oluşabilecek tsunami dalgalarının kanal güzergâhına girişiyle birlikte halk deprem dışında ikincil bir tehlike ile karşı karşıya kalacak. Proje kapsamındaki dolgu adalar, Marmara Denizi depremi esnasında risk altında olacak." dedi. Kanal İstanbul Montrö Boğazlar Sözleşmesi 20 Temmuz 1936 tarihinde Montro Boğazlar Sözleşmesi imzalayan Türkiye bu anlaşmaya göre boğazlardan geçen gemiler hakkındaki müdahale ve gelir haklarını ne yazık ki kaybetmişti. Boğazlardan geçen gemilerden gelir elde edemeyen Türkiye aynı zamanda bu gemileri denetleme hakkını da kaybetmişti. Kanal İstanbul projesi ile beraber Türkiye'nin bu kaybedilen hakları geri kazanacağı iddia ediiliyor. İddiaya göre Türkiye kalabalıklaşan boğaz trafiğini gerekçe göstererek sadece turistik amaçlı gemilerin İstanbul Boğazından geçmesine izin verecek. Geri kalan tüm ticari gemiler ise Kanal İstanbul'dan geçecek. Bu gemilerden ücret alınacak ve Türkiye hem bu gemileri denetleyecek hem de ekstra para kazanacak. Başkan Erdoğan'ın 'hayalim' dediği çılgın proje 'Kanal İstanbul' Türkiye ve özellikle İstanbul'a ne gibi faydalar sağlayacak? Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın hazırladığı son dönemin en çok tartışılan konusu Kanal İstanbul projesi için hazırlanan son şekli verilen Çevresel Etki Değerlendirme ÇED raporunun hazırlanmasında ne gibi süreçler geride bırakıldı? Bu projenin ayrıntılarında neler var? A Haber canlı yayınında konuşan Şehir Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Recep Bozdoğan 'Kanal İstanbul' projesinde gelinene son durumu ve yaşanan sürece dair tüm detayları anlattı. Kanal İstanbul, özellikle Türkiye düşmanları tarafından büyük bir gayretle engellenmek isteniyor, hakkında birçok yanıltıcı haber yayılarak halk yanlış bilgilendiriliyor. Peki Kanal İstanbul'un İstanbul için iddia edildiği gibi herhangi bir riski var mı? Kanal İstanbul neden önemli? İstanbul ve Türkiye'ye neler kazandıracak? Şehir Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Recep Bozdoğan canlı yayında Kanal İstanbul hakkında bilinmeyenleri anlattı. İşte o açıklamalar "İTİRAZLAR TAMAMEN SİYASİ!" Ben Kanal İstanbul'un iddia edildiği gibi İstanbul'a zarar vereceği kanaatinde değilim. Kanal İstanbul'a itiraz eden insanlar siyaseten ve ideolojik olarak itiraz ediyorlar. Daha sonra da bunu kendilerince gerekçelendirmeye çalışıyorlar. Elbette ki bazı bilim insanlarının önemli uyarıları var. Bunların da mutlaka dikkate alınması lazım. Fakat Kanal İstanbul fizibilite çalışmalarının yapılması sürecinde olsun, ÇED Raporu'nun hazırlanması sürecinde olsun sayısız bilim insanı görev almış durumda. ODTÜ'den, Boğaziçi'den, İTÜ'den ve daha birçok üniversiteden sayısız bilim insanı ve uzman görev almış durumda. "ŞEHRİN YOĞUNLUĞUNU DAĞITACAK" Kanal İstanbul'un İstanbul'a ne tür bir faydası olacak? Bana göre en büyük faydası şu İstanbul "azmanlaşmış" bir şehir. Nüfusu 15 milyonun üzerinde ve birkaç tane merkez etrafında dönen bir sosyoekonomik hayat var. Kanal İstanbul, şehri desantralize edecek. Yani merkezdeki yoğunlaşmayı şehrin batısına doğru kaydıracak. Bu önemli çünkü merkezde anormal bir yoğunluk var. SAVUNMA AÇISINDAN KRİTİK ÖNEME SAHİP! İkinci olarak ise, şehrin savunması açısından olağanüstü bir avantaj sağlayacak. Çünkü herhangi bir askeri birlik Trakya ovalarını geçtiği andan itibaren İstanbul önlerinde. Oysa İstanbul'un önünde, İstanbul'u savunmayı kolaylaştıracak herhangi bir coğrafi engel bulunmuyor. Kanal İstanbul, aşağı yukarı 400 metre genişliği ile orada ciddi anlamda bir savunma mevzii oluşturacak. İSTANBUL'U TANKER TEHDİDİNDEN KURTARACAK! Bir diğer husus da, özellikle petrol, doğal gaz yüklü tankerlerin ve kimyasal madde yüklü tankerlerin geçişi dolayısıyla Boğaz ve İstanbul çok ciddi bir tehdit altında. Bu tehdidin de zaman içinde azalması ve bir süre sonra da bütünüyle ortadan kalkması gibi bir avantaj sağlayacak. İSTANBUL'A YAŞAM ALANI SAĞLAYACAK! Bir diğer husus da İstanbul'a son derece planlı, çok güzel peyzaj düzenlemeleri yapılmış Boğaz tadından yaşanabilir alanlar sağlayacağı için, şehrin hayat kalitesinde, kişi başına düşen yeşil alanda, sosyal, kültürel ve sanatsal tesislerde ciddi anlamda bir kapasite artışı sağlanacak. sayın cumhurbaşkanımız hemen her gün meydanlarda kanal istanbul'dan bahsediyor, "bu projeyi illa yapacağız" diye üstüne basa basa dinleyenler de haklı olarak kanal istanbul'un çok faydalı, ülkemize para kazandıracak bir proje olduğuna inanıyor ve kanal istanbul gerçekten faydalı bir proje mi? gerçekten "para basacak" bir proje mi?kanal istanbul... bir şekilde 2011 yılından beri gündemimizde olan sözde çılgın yeni bir seçim döneminde, yeniden gündemde, yeniden tartışılıyor. maliyeti ile tartışılıyor, vereceği zararlar ile tartışılıyor ama kanal istanbul projesi'ni ortaya atanlar bundan gelir elde edeceğimizi, para basacağımızı hepsini şimdi tek tek kanal istanbul nedir? nerede yapılacaktır?kanal istanbul projesi, istanbul boğazına alternatif bir geçiş koridoru oluşturmak için istanbul'un batısında trakya yarımadasını ikiye bölerek açılacak yapay bir istanbul'un kuzey-güney istikametinde uzunluğu 45-48 km uzunluğunda ise 145-155 metre iktidar diyor ki; "istanbul boğazından tanker geçişleri tehlikeli oluyor, bu yüzden kanal istanbul'u yapacağız ve istanbul'u bu tehlikeden kurtaracağız..."öyle mi?bakınız istanbul boğazı'nın en dar yerinde dahi genişliği rumeli hisarı-anadolu hisarı arası 700 en dar yeri 700 metreden geçerken tehlike arz eden tankerler, akp'nin yapacağı ve genişliği 150 metre olan kanal istanbul'dan daha rahat geçecek öyle mi? diren matematik, diren geometri...yine kanal istanbul'u yapmak isteyenler diyor ki; "bu tankerler ve gemi kazaları şehri tehlikeye atıyor, boğaz kenarında yaşayan halkı tehlikeye atıyor..."peki yine kanal istanbul'u yapmak isteyenler diyor ki; "kanal istanbul'un kıyısında yeni şehir, yaşam alanları yapacağız..."bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur abicim?istanbul boğazı kenarındaki vatandaş için tehlike arz eden geçişler, kanal istanbul'un kıyısında kuracağınız yeni şehirlerde oturan vatandaş için tehlike arz etmeyecek mi?üstelik yukarıda da bahsettiğim üzere kanal istanbul sadece 150 metre genişliğinde, istanbul boğazı ise 700 metre genişliğinde. hangisi daha tehlikeli olur?kanalın coğrafi avantajı olacak mı?kanal istanbul'u yapacak olanlar diyor ki; "istanbul boğazı'ndan geçen gemilerden para alamıyoruz, ama kanal istanbul'dan geçen gemilerden para alacağız, para basacağız, yılda 8 milyar dolar gelir elde edeceğiz..."öyle mi? bir kanal neden yapılır? amacı nedir? onu irdelemekle tip kanallar, uzun yolları kısaltarak, zamandan ve yakıttan tasarruf sağlamak için panama kanalı, neden yapıldı? pasifik'ten atlantik'e geçecek gemiler binlerce mil yol katedip güney amerika kıtasını dolanmasın diye yapıldı. büyük fayda... süveyş kanalı aynı şekilde, hint okyanusu'ndan akdeniz'e, oradan da atlantik'e geçecek gemiler afrika'nın en güney ucunu dolanıp binlerce mil yol ve zaman kaybetmesin diye yapıldı. yunanistan'da korint kanalı var. pire limanı'na gidecek gemiler mora yarımadasını dolanmasın diye yapıldı, faydası büyük. almanya'da kiel kanalı var. hamburg limanı'na gidecek gemiler jutland yarımadasını dolaşmasın diye yapıldı... bakın bu kanalların hepsinin yol ve zamandan büyük tasarruf sağladıkları kanal istanbul? yol ve zamandan bir kazanım olacak mı?istanbul boğazı'nın uzunluğu 30 istanbul'un uzunluğu 45 para mevzusunabiz şu an istanbul boğazı'ndan geçen gemilerden para alabiliyor muyuz? yılında transit gemi geçişleri sırasında verilen fener, tahlisiye ve kılavuzluk hizmetlerinden 2017 yılında 312 milyon 11 bin 630 lira gelir elde edilmiştir. kaynakyani, kanal istanbul'u yapmak isteyenlerin söylediği "boğaz geçişlerinden para alamıyoruz" safsatası koca bir gelir az mı? çok az. dünyanın en önemli su yollarından elde edilen bu gelir gerçekten çok az ve bu elde edilen gelirin hemen hemen tamamı zaten boğazların güvenliği, işletmesi, fener bakımları vb giderler için harcanıyor, yani bu gelirin vatandaşa bir katkısı kanal istanbul ile bu elde edilen gelirin artması, söylendiği gibi yıllık 8 milyar dolara çıkması mümkün mü?şu konjonktürde mümkün değil. neden?çünkü türkiye'nin taraf olduğu montreux sözleşmesine istinaden transit gemilerin yukarıda bahsettiğimiz fener, tahlisiye ve kılavuzluk hizmetleri ücretini ödeyerek istanbul boğazından geçmeleri bu su yolunu kullananların böyle bir hakkı bulunurken, neden gidip daha uzun, daha dar ve üstelik daha pahalı bir geçişi tercih etsinler?sen bu satırları okuyan arkadaşım, diyelim ki bir geminin akdeniz'e açılacaksın, önünde geçmek için iki seçenek seçenek daha kısa 30 km daha geniş 700 mt ve daha seçenek daha uzun 45 km daha dar 150 mt ve daha pahalı...hangisini kullanırsın?peki türkiye istanbul boğazını kapatıp, transit gemileri kanal istanbul'dan geçmeye mecbur bırakabilir mi? böyle bir şansımız, imkanımız var mı?bakın, yine montreux boğazlar sözleşmesine göre, istanbul ve çanakkale boğazları "türk karasuları" statüsündedir. yani, bu antlaşma geçerli olduğu sürece, istanbul ve çanakkale boğazları'nın tapusu rahatlıkla "dış güşler"! olarak tanımlayabileceğimiz bir kuruluş var. uluslararası denizcilik örgütü imo.bu kuruluş dönem dönem bu boğazlar konusunu gündeme getirir ve "boğazların türk denetiminden alınıp uluslararası bir teşkilata bırakılması gerektiği" gerekçesi ile türkiye ile davalık olur. örneğin bu uluslararası denizcilik örgütü en son 1996 yılında boğazlar konusunu gündeme getirmiş, ve boğazların uluslararası bir komisyona devri için lobicilik faaliyetlerinde sözün özü, bu iş hassas bir nokta arkadaşlar. montrö antlaşmasını duyuran gazete manşetitürkiye'nin boğazlar konusunda atacağı herhangi bir adım, montreux antlaşması ile boğazlar üzerinde elde ettiğimiz hakların uluslararası boyutlarda tartışmaya açılmasını gündeme getirebilir...bunun da tarihte örneği varyine montreux sözleşmesine istinaden transit gemilerden aldığımız fener, tahlisiye ve kılavuzluk hizmetleri ücretlerinin "altın frank" üzerinden ödenmesi kayda biliyoruz, euro'yu biliyoruz, sterlin, dinar falan da altın frank ne ola ki? bu altın frank o dönem kıymetli bir para olan frank'ın altın paritesini gösteren 1982 yılında kenan evren darbe dönemi-cunta dönemi bir karar alıyor. bu karara göre tedavülden kalkmış olan altın frank yerine transit geçiş ücretini dolar üzerinden alacağını beyan ediyor ve bu karardan sonra transit geçiş ücretleri 10 misli işin hakkı bu. kazanmamız gereken para türkiye 1936 montreux sözleşmesine göre hakkı olan parayı türkiye bu hakkı olan parayı 1936 yılından 1953 yılına kadar bu geçişlerden alıyor akp'lilerin beğenmediği tek parti cehape dönemi. 1953 yılında demokrat parti iktidarında altın frank kuru düşükten hesaplanıyor ve türkiye ciddi anlamda bir gelir kaybına eden yıllarda da 1982'ye kadar bunu kimse sorgulamıyor. ne çoban sülü, ne halkçı ecevit bu konuya fırsat bulamıyor. ta ki 1982'ye kadar...işte 1982'de türkiye resti çekiyor ve tedavülden kalkan altın frank yerine boğaz geçiş ücretlerinin dolar üzerinden alınacağını ilan edince uluslararası denizcilik örgütü dünyayı ayağa kaldırıyor. başta abd, ingiltere ve yunanistan olmak üzre bütün dünya türkiye'nin aldığı bu karara itiraz ediyor. hatta sovyetler birliği türkiye'yi resmen tehdit ediyor. türkiye bu restlerin hepsine göğüs geriyor. ta ki 1983 senesine senesinde iktidara gelen anap ve başbakan turgut özal ilk iş olarak ne yapıyorlar biliyor musunuz?1982 senesinde bülend ulusu başbakanlığındaki darbe hükümetinin aldığı bu kararın kanun haline getirilmesini erteliyor bu uygulamayı yürürlüğe koymaktan işin komiği ne peki onu biliyor musunuz?bu kararı uygulamaya koymaktan vazgeçen kişi olan turgut özal, 1982 yılında bunu gündeme getirip tasarıyı hazırlayan kişi, yani başbakan'ın danışmanı, bu altın frank olayını hükümetin kulağına fısıldayan kişi...boğazlardan para kazanamayışımızın sebeplerinden biri "düşük altın frank kuru ile geçiş ücreti" uygulayan adnan menderes ve demokrat sebep ise anap ve turgut değil mi? basit anlatmaya çalışıyorum. şu yukarıdaki saçmalığı anlayabildiniz umarım... turgut özal ve ibrahim tatlısesşimdi biz boğazlardan para kazanamıyoruz, az kazanıyoruz ya. bu kurnazlar araştırmış bulmuş bu altın frank olayını 2011'de gündeme bakanı taner yıldız "altın frank'a geçeceğiz" başbakanı tayyip erdoğan "çılgın" kanal istanbul projesini altın frank açıklaması 7 ocak kanal istanbul açıklaması 27 nisan akp, boğazlardan geçiş gelirlerinin arttırılmasının pek mümkün olmadığını anlıyor ve 4 ay sonra apar topar çılgın proje para-gelir olayına da yeterince değindik. bunu da başka husus da kanal istanbul'un güzergahı ve ekolojik denge sorunuönce kanal istanbul'un güzergah haritasına bir bakalım. haritada görülen 1 numaralı bölge dünyanın en birinci çılgın projesi olan ve kıskanılan 3. havalimanı. 2 ve 3 numaralı bölgeler de yerleşim nüfusunun oldukça yoğun olduğu yazının başında değindiğimiz, boğaz geçişinde tehlike arz eden tanker geçişleri bu 3 bölge için tehlike arz etmeyecek mi?mazallah, kanal istanbul'dan geçen dev bir tankerin kaza yapması, patlaması durumunda bu 3 bölge felakete açık değil mi?misal bir tanker kazası olunca yükselen simsiyah dumanlar 3. havalimanı trafiğini tehlikeye atmayacak mı?ya da çıkan duman ve zehirli gazlar 2 ve 3 numaralı bölgelerdeki halkın sağlığını tehdit etmeyecek mi?hükümet diyor ki; "çılgın proje ekolojik dengeyi bozmaz..."bunu diyen kişi veysel antik kent için "birkaç yüzyıl daha toprak altında kalsa ne olur?" diyen, "dünyanın en çevreci bakanı benim" diyen, "nasa da kim? biz onlardan iyiyiz" diyen, "heslerin bir zararı yok" deyip, sonra "biz hesler konusunda hata yaptık" diye itiraf eden bir böyle bir bakan, ekolojik denge bozulmaz diyorsa, kesinlikle o ekolojik denge bozulur. kaldı ki uzman raporları da kanal istanbul'un ekolojik dengeyi tahrip edeceği anlatmaya çalıştığım üzreevet ancak bu kadar kısa oldu, uzamasın diye çevre konusuna giremedim bile detaylı olarakkanal istanbul'un bize maliyetten başka bir katkısı olmayacak sevgili arkadaşlar. Bu içerik de ilginizi çekebilir

kanal istanbul un faydaları ve zararları